Afrika’da En Büyük 10 Ülke (Nüfusa Göre)

Nüfus bilgileri 2016 yılı nüfus sayımına göre sıralanmıştır. En güncel veri şu anda budur.

NOT: Dünya’nın en büyük çölü de Afrika’da bulunmaktadır.

Nüfus kıyaslaması olarak Afrika’nın en büyük on ülkesi:

10-Cezayir (40 milyon kişi)

Cezayir

Cezayir, araziye göre yani alan olarak Afrika’nın en büyük ülkesidir (Sudan’ın ayrılmasından sonra), ancak nüfus, o bölgenin çoğunu oluşturan geniş çöl çöpleri tarafından sınırlandırılmıştır. Arazinin sadece yüzde 12’si yerleşim bulunuyor. Cezayir’de şimdiye dek kaydedilen en sıcak hava, akıl almaz ve potansiyel olarak ölümcül 57.1 ° C’idi. Bu, Temmuz 1936’da kaydedildi, ancak bu sıcaklığa yakın (yani 50 ° C’nin üzerinde) dereceler yakın dönemde birçok kez yıl boyunca kaydedildi. Ne yazık ki başkent Cezayir, Afrika’da yaşamanın en yüksek maliyetli olduğu yerlerden biridir.

9-Sudan (41 milyon kişi)

Sudan

Temmuz 2011’den önce Sudan, Afrika’nın en büyük ülkesiydi (ve dünyanın en büyük 10. ülkesi) fakat bu tarihte Sudan ve Güney Sudan eşitsiz bir şekilde bölünmüştü. Bölünmeden sonra, Sudan olarak bilinen en kuzeydeki kesim, Afrika’da alan bazında üçüncü en büyük ülkedir ve sınırları içinde çok miktarda çöl arazisine sahiptir. Sudan ve daha özel olarak başkent Hartum, Mavi ve Beyaz Nillerin Mısır’a akmadan önce birleştiği yerdir. Ülke, eski Mısır imparatorluğunun bir parçasıydı ve bir dizi Mısır kalıntısı ve piramit (bazıları Mısır’da bulunanlardan daha büyüktür) bulunmaktaydı. Sudan’ın zengin petrol ve diğer mineral rezervleri var; ancak savaş, aşiretçilik ve sert çöl iklimi nedeniyle insanlar genellikle oldukça fakir ve yaşam stndartları beklenenin altındadır.

8-Uganda (41 milyon kişi)

Uganda

Ortalama sıcaklık 28°C’dir. İnsanların sıcaklığı ve dostça konukseverliği ile tanınan bir ülke fikrini seviyorsanız, Uganda ziyaret etmeniz gereken bir ülkedir. Bununla birlikte, yiyeceklerin çoğunun batı tadı için lezzetli olmasına rağmen, temel yemekleri tadmanız gerekmektedir. Muz, mango, avokado ve ananas gibi tropikal meyveler ülkede çok iyi büyür ve bol miktarda güneş ışığı meyvenin tatlı ve lezzetli olmasını sağlar. Uganda Afrika vahşi hayatını görmek için harika bir yer, nadir bulunan ve son derece tehlikede olan dağ gorillerine ev sahipliği yapan üç ülkeden biridir Uganda. Uganda’da 1000’den fazla kuş türü ve hem büyük hem de küçük olmak üzere çok sayıda canlı yaşamı vardır.

7-Kenya (48 milyon kişi)

Kenya

Kenya ekvator üzerinde ideal bir konumdadır ve yabani hayatı dünyaca ünlü iken, çay, kahve, çiçek, meyve, sebze ve tahıl ürünlerini yetiştirmek için verimli toprağa sahiptir. İnsanlar dünyanın dört bir yanından bu ülkeye safari için gelirler. Gergedanlar, manda, aslan, fil ve leoparyanı sıra suaygırları,  zürafa, zebra gibi birçok hayvanın bulunduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Kenya, dünyanın en büyük tatlısu gölü olan Victoria Gölünü paylaşan üç ülkeden biridir (diğer ikisi Uganda ve Tanzanya’dır). Ülkelerin doğurganlığına rağmen, çoğu insan yoksulluk içinde yaşıyor.

6-Tanzanya (55 milyon kişi)

ngorongoro Tanzanya

Tanzanya birkaç nedenden ötürü çok önemlidir: Birincisi, Afrika’daki dağların zirveleri her zaman kar yağışına ev sahipliği yapan bir dağ bu ülkededir: Kilimanjaro Dağı. İkinci olarak, Tanzanya, eski insan kalıntılarının (yaklaşık iki milyon yıl önce) bulunduğu Olduvai Gorge “insanlığın beşiği” olarak bilinmektedir. Tanzanyanın nüfusu yaklaşık 55 milyondur.

5-Güney Afrika (56 milyon kişi)

Güney Afrika

Cape Town’daki Table Mountain, anında tanınan bir özelliktir ve dağın kendisi üzerinde, Birleşik Krallık’tan daha fazla bitki vardır. Güney Afrika, dünya çapında ihraç edilen meyve üretir ve ayrıca mükemmel üzüm bağları vardır. Güney Afrika, geniş bir madencilik geçmişine sahiptir ve dünyanın en büyük maden işleyişine sahiptir diyebiliriz. Aynı zamanda, dünyadaki Nobel Barış Ödülü sahibi iki kişinin yaşadığı tek sokakta yaşıyor: Soweto’daki Vilikazi Sokağı, hem Nelson Mandela hem de Başpiskopos Desmond Tutu’nun evi bu sokaktadır. Güney Afrika’yı ziyaret etmeye hazırlanan, her insanı etkilenmek için hazır olmalı. Tüm doğal gönüllü ve insan yapımı harikulardan başka, Güney Afrika, dünyanın en eski meteor grevini, şu anda bir UNESCO Dünya Mirası Listesinde olan Vredefort Dome’yu (Vredefort Kubbesi) da barındırıyor.

4-Demokratik Kongo Cumhuriyeti (78 milyon kişi)

Demokratik Kongo Cumhuriyeti bonobo

Demokratik Kongo Cumhuriyeti, dünyadaki hiçbir yerde bulunmayan iki büyük maymun türüne ev sahipliği yapar; yani bonobos ve doğu gorilleri.

3-Mısır (95 milyon kişi)

Mısır

Mısır’ın nüfusu 95 milyondur. Mısır denince aklınıza ilk gelen şey Mısır Piramitleridir. Dünyanın 7 harikasından birisi olan Mısır Piramitleri her yıl turistler tarafından akın akın ziyaret edilmektedir. Mısırlılar, yeni sosyal medya olayının harikalarına bir göz atınca, ülkedeki beş milyonun üzerinde kullanıcısıyla, Facebook’tan hoşlandıklarını gösteriyor. Bu sayının diğer ortadoğu ülkelerinden daha fazla olduğunu söyleyebiliriz.

2-Etiyopya (102 milyon kişi)

Etiyopya

Etiyopya’da eski bir Hıristiyanlık geleneği vardır ve ülkede en eski kiliseler bulunmaktadır ve bazıları dağlık alanlarda gizlidir, oraya uzun ve dolambaçlı bir yürüyüş yollarından gidilerek ulaşılmaktadır. Belgesel, roman ve hatta filmler bu geçmişi değişik şekillerde bizlere anlattılar. Etiyopya Kuran’ı Kerim’dede anılmaktadır ve Hz. Muhammed (sav) ve müslümanlar için İslam’ın doğumundan sonra zulüm gördükleri için sığınma yeri olmuştur.

1-Nijerya (186 milyon kişi)

Nijerya

Nijerya’da insanlar açık bir yabancı düşmanlığı olmaksızın samimi, cömert ve misafirperver olma eğilimindedir. Nijeryanın nüfusu 186 milyondur.

Ekstra Bilgi:

Tanzanya Gezisi En İlginç Keşiflerden Biri Oldu

Tanzanya’daki gezilerde uluslararası bir yolculuk sırasında Rus araştırmacılar Rusça konuşan kabileye rastladılar. Hemde bu kabile akıcı bir şekilde Rusça konuşuyorlardı. Araştırmacıların verilerine göre, kabile üyeleri topraklarına gelenlere karşı çok gaddar bir tutuma sahipler. Öte yandan araştırmacılar bu kabilenin 19’uncu yüzyıla ait Rus dilini konuştuklarını da dile getirdi. Onların Rusya üzerinden Tanzanya’ya nasıl gelip burada bir hayat kurdukları hala bir soru işareti. Uzmanlar bu kabilenin Rusya’dan 19. yüzyılda bir göç sonucu oluştuğunu düşünmektedirler. Yabancılara karşı iyi davranmayan kabile üyelerinin sayısı yaklaşık 15 yıl önce 1000 kişiyken en son alınabilen 2011 verilerine göre 72 kişiye kadar azalmıştır. Kabilede bu nüfus azalmasının sebebi uzmanlar tarafından birbirlerini yedikleri şeklinde tahmin edilmektedir. Ruça ve Rusya hakkında bazı bilgileri almak isterseniz “Dünyanın en büyük ülkesi” ve “Rusya’daki En Büyük 10 Şehir” makalelerimize bakabilirsiniz.

İşte Rusçayı ana dili gibi konuşan o kabile:

tanzanyada rusca konusan insanlar

Ekstra Bilgi:

Özet ve Kısa Bilgi: 

Dünyanın 7 harikası şu yapıtlardır:

1. Artemis Tapınağı
2. Babil’in Asma Bahçeleri
3. Keops Piramidi
4. Zeus Heykeli
5. Halikarnas Mozolesi
6. İskenderiye Feneri
7. Rodos Heykeli

Dünyanın 7 Harikası

1-Keops Piramidi

Dünyanın yedi harikasından modern günümüze kadar gelip sağlam kalmış tek mucizesi Keops Piramididir.

Piramitler Mısır’ın çeşitli yerlerinde rastlanır. Fakat en büyük ve ünlü piramitler modern Mısır’ın başkenti Kahire yakınlarındaki Gize’de bulunmaktadır. Bu piramitlerin çok ilginç ve gizemli yapıları vardır. Mısır’ın en ünlü ve en büyük piramidi Keops piramitidir. İşte bu piramit dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilir.

Eski Mısır’da ülkeyi yöneten firavunları gömmek için piramitler inşa edilirdi. Her bir piramit sadece bir firavunun defnedilmesi için inşa edilip tamamlanıyordu.

Keops piramidi yaklaşık M.Ö. XXVI yüzyılda firavun Keops’un onuruna inşa edilmiştir. Onun inşasına 20 yıl harcandığı düşünülmektedir. Tarih biliminin babası sayılan Herodot yazdığı kitapta, Keops piramitının yapımında 100.000 köle çalıştığını belirtmiştir. Piramidin yüksekliği 140 metre, her bir kenarının uzunluğu 230 metredir. Üçgen biçimli taraflarının toplam alanı ise 85.500 metrekare. Bu piramit eski dünyanın en büyük yapısı sayılır.

Keops Piramidi taş bloklardan inşa edilmiştir. Her bloğun ağırlığı ortalama 2,5 ton, en ağırı ise 15 tondur. Hesaplamalara göre, Keops piramitinin toplam ağırlığı 6,25 milyon tona eşittir.

Mısır piramitleri hakkında ilginç gerçekler:

  • Piramitler her biri 20 ton ağırlığında olan kaya parçalarından inşa edilmiştir. Bu kaya parçalarının yontulduğu yer ise Piramitlerin bulunduğu bölgeden 200 km uzaklıktadır. Onların nasıl taşındığı hakkında birçok varsayımlar ortaya çıktı ama henüz kesin bir bilgiye ulaşılamadı.
  • Piramit kimin şerefine dikildiyse, bu firavunun mumyasının bulunduğu odaya güneş ışınları yılda iki kez (firavunun doğum ve tahta çıkma günlerinde) düşüyor.
  • Mumyaların bünyesinde radyoaktif maddeler olduğundan onları ilk kez ortaya çıkaran 12 arkeolog kanser hastalığından öldü.
  • Piramitlerin içinde ultrason, radar gibi cihazları çalışmıyor.
  • Piramitin içine bir kapta kirlenmiş su koyarsanız, birkaç gün sonra onu temizlenmiş durumda alabilirsiniz.
  • Piramitin içinde süt birkaç gün bozulmadan kalırsa kendiliğinden yoğurta dönüşüyor.
  • Bitkiler Piramitlerin içinde daha çabuk gelişiyorlar.
  • Kesik, yanık, sıyrılma yaraları Piramitlerin etkisiyle daha çabuk iyileşmektedir.
  • Piramitlerin içerisi yazın soğuk, kışın ise sıcak olmaktadır.

Bu ağırlıkta taşları nasıl yontmuşlar, nasıl taşımışlardır? Yük kaldıran vinçler olmadan onları yapının üst bölümlerine nasıl kaldırmışlar? Bilim adamları bu sorulara şimdiye kadar kesin bir cevap bulamamışlardır. Bazıları, eski Mısır’da bilim ve teknoloji, özellikle geometri, astronomi ve fizik yüksek gelişme aşamasında olduğu için bunları taşıyabilecek bir teknoloji kullandıklarını savunsada bu tam olarak kanıtlanmış bir teori değildir.

Bununla birlikte, eski Mısır firavunlarının ve kahinlerinin yabancı gezegenden gelmesi ile ilgili muğlak fikirler de mevcuttur. Yani piramitleri uzaylılar yaptı söylentiside çıkmadı değil. Bu da doğru olmayan bir bilgi yani söylentidir. Gezegen ve uzaylılardan bahsetmişken bu konuda daha fazla bilgi alabileceğiniz En Büyük Gezegen, en küçük gezegen, en büyük yıldız, evrenin büyüklüğü makalelerimize bakabilirsiniz.

Bir tarihçiye göre eskiden yani piramitlerin yapımında sadece köle gücünden yararlanılmıştır. Fakat sonradan arkeologlar Gize yakınlarında eskiden mevcut olan küçük bir kasaba tespit ettiler. Bu kasaba paralı inşaatçılar ve Sanatkarlar kasabasıymış. Bir görüşe görede zamanın mühendisleri olan bu kişiler Keops Piramidinin yapılmasında kullanılmıştır.

Keops Piramidinin içinde çok fazla miktarda labirent şeklinde koridorlar ve salonlar vardır. Buraya Piramidin kuzey tarafında, 15 metre yükseklikte bulunan girişten girebilmek mümkündür. Vefat eden firavunun değerli eşyaları ile birlikte salonlardan birinde saklıdırlar. Onun bedeni mumyalandı.Mumyalama onun bedeninin çürümesini engelliyordu. Birçok insan firavunun altın eşyalarını çalmak için cenazenin tutulduğu odayı bulmaya çalışıyordu. Fakat bu hiç de kolay değildi. Odanın yerini net bilmeyen herkes piramide girerken labirente düşüyor, haftalarca, aylarca buradan çıkamayıp açlıktan ölüyordu.

Mısır piramitleri ve orada tutulan mumyalara bağlı söylentiler zaman zaman tüm dünya kamuoyunun dikkatini çekmektedir.

Daha bir garip olay Mikerinos piramiti ilgili gerçekleşmiştir. Firavun’un cenazesi ihramdan çıkarılıp İngiltere’ye yollansa da, onun oraya gidip ulaşması mümkün olmamıştı. Cenazeyi götüren gemi denizde saplanmıştı. Söylenene göre, Mikerinos piramitinin laneti öyle güçlüydü ki, onun için de uzun süre kalan insanlar yakında esrarengiz şekilde öldü denmektedir.

En gizemli olaylar ise 1922 yılında Tutankamon’un piramiti tespit edildikten sonra gerçekleşmiştir. Bu bulgu arkeoloji bilimi tarihinde en büyük olaylardan biri olarak kabul ediliyordu. Fakat sefer grubunun başkanı Howard Carter ve ona maddi destek veren Lord Carnarvon araştırma sürecinde doktorların tayin edemediği belirsiz bir hastalıktan öldüler.

Geçen birkaç yıl içinde Tutankamon piramitini inceleyen yirmi iki kişi daha sebebi bilinmeyen hastalıktan öldü.

Sonraları Tutankamon piramitinin tadilatı sırasında duvarda hiyeroglifler ile çizilmiş bir yazı tespit edildi:

“Firavun’un konforunu bozan herkesi yakında ölüm bekliyor!”

Bütün bunlar gösteriyor ki, modern bilimin gelişmişlik düzeyi ne kadar yüksek olsa da, hala eski dünyanın tüm sırlarını açmaya gücü yetmemektedir.

2-Zeus Heykeli

Zeus heykeli (antik heykel eseri) dünyanın yedi harikasından biridir. Yunanların baş tanrısı Zeus’un onuruna dikilmiş heykel eski Yunan Olimpiyat şehrinde Yunan heykeltıraş Phidias tarafından yontulup hazırlanmıştır.

Yıllar içerisinde yaşanan deprem ve yangın gibi olaylara yenik düşen heykelin parçaları bugün Louvre Müzesi’nde (Fransa) sergilenmektedir.

On dört metre yükseklikte dev Zeus altın, fildişi, abanoz ve değerli taşlardan yapılmış tahtın üstünde yerleştirilmiştir.Tasvirlere göre, Zeus’un başını onun aslında barışçı olduğunu gösteren zeytin dallarından yapılmış altın taç süslüyordu. O, bir elinde zafer tanrıçası kanatlı Nike’nin altın heykelciğini tutmuştur, diğer elinde ise ucunda kartal figürü bulunan uzun hükümdar asası vardır.

Zeus’un sakalı ve saçları altından yapılmıştı. Onun sakal ve kıvırcık saçları ile çerçeveli asil yüzü sevecendi. Heykel adeta canlıydı. Şanlı Zeus şimdi tahttan kalkacak gibi duruyordu. 1875 yılında Zeus tapınağının kalıntıları bulunmuştur.

Mimari anıtının bulunduğu yerde özenle yapılan araştırmalar tapınağın ve Zeus heykelinin restorasyonuna imkan sağlamıştır.

3-Rodos Heykeli

Rodos heykeli Rodos adasını himaye eden Güneş tanrısı Helios’un dev heykelidir. Heykel MÖ 292-280 yıllarında Rodos adasının başarılı savunması onuruna dikilmiştir. Anıtın oluşturulması antik dönemin heykeltraşı Lindos‘lu Chares heykeli 12 yılda bitirebilmiştir.
Denizle şehir kapıları arasındaki pazar meydanında konmuş 36 metrelik bronz heykelde genç erkek tasvir edilmişti. Onun sağlam ayakları azıcık aralıklı ve sağ eli gözlerinin üstündeydi. Başında güneş ışınlarının sembolü olan taç vardı.
Yarım asırdan sonra adada meydana gelen deprem sonucu Rodos devinin ayakları kırıldı. Heykel denize yıkılmış ve yaklaşık 1000 yıl sahilde bu durumda kalmıştır. Heykel hakkında çeşitli efsaneler oluşmuştur. Fakat MÖ 977 yılında heykeli parçalara ayırarak satmaya karar vermişlerdir. Eski el yazmalarında gösterilir ki, heykelin hazırlandığı tuncun taşınması için 900 deve gerekmiştir.

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]

Kaynak / Alıntı Yapmak İsterseniz

Bu sayfadaki içeriği herhangi bir paylaşım platformunda ya da web sitenizde kullanmak isterseniz, lütfen bu sayfayı orijinal kaynak olarak belirtmek için aşağıdaki hazır kodu kullanın. Kopyalayın ve kaynak göstermek istediğiniz yere yapıştırın.

Bu Sayfanın Son Güncelleme Tarihi: 12 Nisan 2020

Merhaba meraklı ziyaretçimiz! Bir uzmanın cevap vermesini istediğiniz bir sorunuz mu var? Sorunuzu bize yorum yaparak sorabilirsiniz. Lütfen sorunuzu net bir şekilde açıklamayı unutmayın. Her soruya cevap veremeyiz, ancak elimizden gelenin en iyisini yapacağız.

Bir yorum yap

Bir Yorum Var

  1. Güllü